Özür Diliyorum

26 yaşındayım ve çok kısa bir zaman öncesine kadar çarpık düzenin bana empoze ettiği fikirleri kendi fikirlerimmiş gibi, uğruna benliğimi verebilecek derecede savunuyordum.

Ben bu yaşıma kadar mutlu çoğunluktan başka hiçkimseyle tanışmamıştım, tanıştıysam bile -bu kişilerin şimdiye kadar gördükleri yıldırıcı baskılar nedeniyle- bana hiçbir şekilde hissettirmemişlerdi. Ve ben 26 yaşımda bu ülkede “benim devletim” dediğim kurumun benim komşuma, kardeşime yıllarca neler yaptığını yeni öğreniyorum.

O kadar utanıyorum ki, şu anda bu satırları yazabilme cesaretini bulabilmem bile epey zamanımı aldı. Ben şimdiye kadar, ne kadar benden olmayan varsa hepsinin hareketlerinin arka planında bölücülük olduğunu savundum. Fakat tanıdığım insanların anlattıkları, yasaklı kitaplardan okuduklarım ve son dönemin verdiği az biraz cesaretle yazabilen birkaç yazar sayesinde ne kadar insanlık dışı bir iş yaptığımı anladım.

Şimdi ise -özellikle Kürt ve Ermeni vatandaşlarımız başta olmak üzere- bu ülkede yaşamış ve yaşayan bütün ezilmiş insanlardan özür diliyorum.

Affedilmek için özür dilemiyorum. Ben sizin yerinizde olsam affedebilir miydim bilemiyorum çünkü. Vatandaşı olduğum devlet beni onyıllarca ezse, bana işkence etse, beni öldürse, dağlara sürse, yerimden yurdumdan etse, en akla gelmez fizikî aşağılamalara maruz bıraksa ve bunların hiçbiri yetmiyormuş gibi bir de beni terörist ilân etse, ben sizin kadar akl-ı selim sahibi olabilir miydim bilemiyorum çünkü. Bana “sen sen değilsin, bizim kalın kırmızı çizgilerle çizdiğimiz kalıbın içerisinde olmak zorundasın ya da öleceksin ya da daha beter olacaksın” denseydi sizin kadar ferasetli davranabilir miydim bilemiyorum çünkü. O yüzden affedilmeyi beklemek haddim değil.

Bundan sonra artık birisi bir şey dediğinde bunu “Türk gözlüğüyle” değil, “insaniyet gözlüğüyle” inceleyeceğim. Öğrendiklerimi anlayabilecek herkese anlatacağım. Belki daha fazla insanın kendi halkına eziyet etmemesine bir miskal faydam olabilir.

~ yazan: atomkarinca Ekim 30, 2009.

Yorum Yapın